BU BENİM KOPYAM
|
11 kasım 1984 tarihinde Tokat’ta doğduğum idda edilir ama. Ama resmi makamlar bunu sert bir dille yalanlayıp 05 ocak 1985 te doğduğumu söylemiştir. Bana sorarsanız ben daha doğmadım.. Doğumuma giren ebe ve doktorların adları "abdülbaki, sündüz, bahtiyargül, incenur, ve numan" imiş. doğum ekibinin ısrarlarına rağmen, ebeveynlerim bu isimlerden herhangi birini "çok ebleh isimler olmaları gerekçesi ile" isim olarak üstüme yıkmamışlar (çok şükür). eski türklerde adettir: çocuk bir kahramanlık bir başarı elde etmeden ad vermezlermiş. başarısına, kahramanlığına göre ad verirlermiş. bakmışlar bende tık yok. "bunun bi kahramanlık yapacağı yok. en iyisi bir iyi-kötü bir ad verelim de 'hişt pişt' diye çağırmayalım." Demişler.. Ve kulağıma Yasin-ül Kebir -yaniiiiiii diyorki ‘Büyük Yasin’- demişler… Günler gectikce bakmıslarki bende bir turunculuk (bakınız aşagıdaki fotograf) ne yapsak acep diye düşünürlerken görmeyelim bu turuncu sarı karısımı diyerekten sürekli saçlarımı kazıtmaya baslamıslar..(bu baya bi ileri yaşlara kadar deam etti :S)
Çayla tanımsam yaklasık 3 yaşlarına tekabul ederki bu dönemde tipik bir çayelünde öteye içelim yali travması gecirerekten, her sabah ezanı ile uyanıp evde çayyyyyyy diye bagırmaya baslamısım.. Buna bulunan çözüm ise yatagım üzerine konulan bir demlik ve bana baglanmıs olan bir hortumdur… Sanırım bağımlılık dönemim buralardan geliyor. 4 yaşlarımda dünyanın acı gercegi savaşla tanısıp düşman devlet olan ablalarımla tartımsa evresine girmişim.. tabi donunu çekemeyen kahraman gibi her savatsan yenik cıkmıs (yaş muhalefetine ugradım haksızlıktı ama bunlar).. hatta bir seferi şehitlik mertebesinden direkten dönmüşüm.. üzerimde bir yastık vede onun üstünde düşman devlet baskanı ablam oturmaktadır.. kurtarıcı güçler son anda yetişmişler :S… Ee ben de boş dururmuyum intikamım acı olacak deyip bakraç’ı (bilmeyenler turk dil kurumu sözlüğü karıştırsın) ablamın kafasına gecirmişim (ama tam bir asker nidasındaydı.. kızmıyorsun dimi ablacım ). Neyse savas yıllarından sonra bu eğitim şart denen bir zihniyetle okula gönderilmişim.. bendeki cevheri keşfeden ilk okul hocam bana benim Tülay ama sende bi eksik var deyip bana Yasin Tülay demiştir … Sıkıcı olan egitim hayatımı geciyorum… Ama bu arada turuncu olan ben evrim sonucu siyahlaşmaya baslamısım (bakınız şu anki ben) . sonra lise dönemi.. Gül kokulu memletim Tokattan kopma vakti .. Haydiii İzmir marşı ile kendimizi Kayseride bulduk.. ‘Naber Ortağım’ orda bir şifredir bunu söylemeden konuşmaya başlayanı döverler.. Neyse bu ortaklar arasında 3 yıla start verdik… O zamana kadar fıkralardan tanıdıgım Kayseri insanıyla tanışmış olduk.. (Onlar hakkında yorum yapmıycam gidin görün temiz insanlardır fıkralara inanmayın!!!) yurt hayatını asla unutamam … 3 yıl boyunca her uyanınca karsıma cıkan koca bir Erciyes kütlesi ve benim ona her sabah yaktıgım methiyeler ahhh ahhh… Postalcı (kendileri kamyoncu lokalidir :) , postalar( hiç Romen rakamları ile saymayı denemişmiydiniz bence deneyin ), efsaneler arasında tamamladık liseyi... VAM bu kelime size neyi ifade ediyo bilmiyorum ama biz ona lisede kısaca Verim Artırma Merkezi derdik.. orda buradaki çancıların turevleri vardı o yuzden pek yanaşmazdım yanlarına… Tatil gibi gecen 3 yılın sonunda .. Ve şimdi burada İTÜ de sürünmeye calısan(bunu bile zor yapan biri) olarak hayatımı sürdürmeye devam ediyorum… ############ |